TANZİMAT DÖNEMİ ŞİİRİ

ŞİİR

Şiir, duygu düşünce ve hayallerin genellikle imge ve ahenk unsurları kullanılarak dizeler halinde anlatıldığı edebi türdür. Coşku ve heyecana bağlı edebi metin türüdür. Çağrışım ve duygu yüklü olduğu için insanoğlu tarafından sıklıkla kullanılmıştır.

Türk edebiyatında sözlü dönemden itibaren en çok tercih edilen bu tür, İslamiyet’in kabulüyle farklı kültürlerden etkilenerek farklı geleneklerle sürmüştür. İslamiyet öncesi şiirin devamı olan halk şiiri ile yabancı sözcüklerin çokça kullanıldığı ve Arap ve Fars edebiyatlarının nazım türleriyle bambaşka bir mecrada ilerleyen divan şiirinden sonra Tanzimat’ın ilanıyla Batı’ya yüzünü dönen Türk şiiri günümüzde daha sade bir dil ile gelişimini sürdürmektedir.

TANZİMAT DÖNEMİ ŞİİRİ

TANZİMAT DÖNEMİ EDEBİYATININ OLUŞUMU

Osmanlı Devleti’nin 1699’da imzalanan Karlofça Antlaşması ile ilk defa toprak kaybetmesi gerileme dönemini başlatmıştır. Askeri, ekonomi ve eğitim alanındaki bozulmalar zaman içinde yenilik yapılmasını zorunlu kılmıştır. Osmanlı Devleti’nde 18.yy.dan itibaren Avrupa, özellikle Fransa ile ilişkilerin sıklaşması; matbaanın bizde de kullanılmaya başlanması; ekonomi, eğitim, askerlik alanlarında yenilikler yapılması sonucunda, 19.yy.ın ilk yarısında Batı kültürü ile tanışmış aydınlar yetişmişti.  III. Selim ve II. Mahmut dönemlerinde ordunun, ekonominin, eğitimin ıslahı için Avrupa’dan uzmanlar geliyor; Avrupa’ya öğrenciler, inceleme heyetleri gidiyordu. Batı’ya gidenler sanat ve edebiyat alanlarında bizde bulunmayan gazete yazıları, modern tiyatro, roman, hikâye gibi türleri görüyor, dönüşlerinde anlattıkları ile bunlara toplumun ilgisini çekiyorlardı.

                        Osmanlı devlet adamları ve aydınları arasında, geri kalışın sadece ekonomik, askeri, siyasi alanlarla ilgili olmadığını görenler vardı. Tanzimat Fermanı Sultan Abdülmecit döneminde 3 Kasım 1839 yılında Gülhane Parkı’nda Sadrazam Mustafa Reşit Paşa tarafından okunmuştur. Bu ve 1856 yılındaki Islahat Fermanı ile resmiyet de kazanan batılılaşma hareketi, bir ön hazırlık döneminden sonra edebiyatta da kendini gösterdi. 1860’ta Şinasi ile Agâh Efendi’nin Tercüman-ı Ahval gazetesini çıkarmaları ile edebiyatımızın batılılaşma dönemi fiilen başlamış kabul edilir.

TANZİMAT ŞİİRİ VE ÖZELLİKLERİ:

 Tanzimat döneminde yapılan yeniliklerle açılan yeni okullarda ve eğitime gittikleri Avrupa’da Batı şiiriyle tanışan Türk gençleri, Türk şiirinde yenilikler gerektiğini düşünmüşlerdir. Yüzyıllardır kendini tekrar eden divan şiirinin devrinin sona erdiğinin farkına varmışlar ve birçok tür gibi şiire de yeni bir soluk getirmek istemişlerdir. İlk başta şekille ilgili değişiklik yapmamışlar ama içerikte devrim yaratmışlardır. Bu yeniliklere göre Tanzimat Edebiyatı’nı birinci dönem ve ikinci dönem olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Çünkü her iki dönemde de yenilikler sürerken sanat anlayışları arasında farklılıklar yaşanmıştır. İki dönemin de özellikleri ayrı olarak aşağıda verilmiştir.

  • DÖNEM TANZİMAT ŞİİRİ
  • 1860-1876 yıllarını kapsar.
  • Bu dönemin en önemli temsilcileri Şinasi, Ziya Paşa ve Namık Kemal’dir. Bu nedenle bu devreye “Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal Mektebi” de denmektedir.
  • Nazım birimi beyittir.
  • Aruz ölçüsü kullanılmıştır.
  • Tam ve zengin kafiye kullanılmış, göz için kafiye benimsenmiştir.
  • Dil, ağır bir Osmanlı Türkçesidir.
  • Dilde sadeleşme amaçlanmış ama bunda başarılı olunamamıştır.
  • Şiirde biçim özelliğini değil, içeriği ön plana çıkarmışlardır.
  • Beyitler arasında konu bütünlüğü sağlayarak bir yeniliğe imza atmışlardır.
  • Divan edebiyatındaki ustalık gerektiren söz sanatlarına pek yer vermemişlerdir.
  • Nazım şekilleri değişmemiş, gazel, kaside, murabba, gibi şekiller kullanılmıştır.
  • Sanat toplum içindir, görüşü benimsenmiştir. Bu dönem şairlerinin amacı, Tanzimat Fermanı ile getirilen hak ve özgürlükleri geniş kitlelere duyurmak, meşrutiyet rejimini benimsetmektir. Şiir, onlara göre, bu amacı gerçekleştirmenin bir aracıdır.
  • Şiir içerik açısından yeni, biçim açısından eskidir.
  • Bu dönemde duygudan çok düşünce egemendir.
  • Şiirler estetik yönden kusurludur. İçerik ön plana çıkarılmıştır.
  • En çok işlenen temalar, hak, adalet, eşitlik, vatan ve hürriyet sevgisi, sorumluluk duygusu, toplumsal eleştiridir.
  • Şiirde klasisizm ve romantizmin etkisi görülür.
  • Tanzimat şiiri bireycilikten toplumculuğa, saraycılıktan halkçılığa doğru gider.
  • Divan edebiyatı eleştirilmiş, halk edebiyatı savunulmuştur ancak bu düşünceler eserlere pek yansımamıştır.
  • DÖNEM TANZİMAT ŞİİRİ
  • 1876-1896 yılları arasını kapsar. Bu dönemin en önemli temsilcileri Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci’dir.
  • En küçük nazım birimi beyit olmakla birlikte dizeye doğru bir geçiş başlamış, yani beyit hâkimiyeti kırılmıştır.
  • Aruz ölçüsü kullanmaya devam edilmiştir.
  • Tam ve zengin kafiyeyle birlikte kulak için kafiye tercih edilmiştir.
  • Dilin sadeleştirilmesi ihmal edilmiş, ağır bir dil kullanılmıştır.
  • Dilimize Fransızcadan yeni kelimeler girmeye başlamıştır.
  • Sanatlı söyleyiş önem kazanmıştır.
  • Divan edebiyatı nazım türleri terk edilmeye başlanmış, Batı nazım türlerinin ilk örnekleri verilmiştir. Geçiş türleri yaratılmıştır.
  • Sanat için sanat ilkesi benimsenmiştir.
  • Gerçek şiire doğru ilk adımlar atılmış, şiirin estetik yapısı öne çıkarılmıştır.
  • Şiirin kompozisyonuna önem verilmiştir. Şiirde bütün güzelliği ve konu birliği dikkate alınmıştır.
  • Günlük yaşamdaki her şey şiirin konusu olmuştur. Bu şairlere göre “Güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.”
  • En çok işlenen konular; felsefi düşünceler, ölüm, karamsarlık, bireysel duygular vs.dir.
  • Romantizmin etkisi devam etmiştir.
  • Servet-i Fünûn şiirine örnek olmuştur.
  • Şiirlere özel adlar verilmeye başlanmıştır.

BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI

  • ŞİNASİ (1826–1871)

* Edebiyatımıza birçok yeniliğin yerleşmesini sağlamıştır. Yeniliklerin öncüsüdür.
* Asıl adı İbrahim’dir.

*Edebiyatımızda klasisizmin öncüsü olmuştur.

*Şiirleri lirizmden uzaktır.
* İlk tiyatro, ilk şiir çevirisi, ilk özel gazete, ilk makale, ilk noktalama işaretini kullanan kişidir.
* Halk için sanat görüşünü benimsemiştir.
* İlk tiyatro eserimizi: ŞAİR EVLENMESİ’ni yazdı.
* İlk makaleyi yazdı: TERCÜMAN-I AHVAL MUKADDİMESİ
* İlk özel gazetesi çıkardı: TERCÜMAN- I AHVAL
Şiirleri: Tercüme i Manzume (Çeviriler), Müntehabat -ı Eş’ar (şiirleri), Divan-ı Şinasi

  • NAMIK KEMAL (1840–1888)

* Vatan şairimizdir.
* Toplumcu bir sanat çizgisindedir.
* Vatan, millet, özgürlük kelimelerini edebiyatta ilk kullanan kişidir.
* Romantizmin etkisindedir.

*Hürriyet Kasidesi, edebiyatımızda bir devrim niteliğindedir. “ Hürriyet,millet” gibi kelimeler edebiyatımızda ilk defa kullanılmıştır. Ayrıca ilk defa bir şiire başlık verilmiştir.

*Heceyle yazdığı birkaç şiir dışında hep aruzu kullanmıştır.
Şiirleri: Hürriyet Kasidesi, Vaveylâ, Bir Muhacir Kızının İstimdadı – Vatan Mersiyesi, Hilâl-i Osmanî

  • ZİYA PAŞA (1825–1880)

* Eski ve yeni edebiyat arasında ikilemde kalmıştır.

*İlk edebiyat tarihi taslağı sayılan “Harabat“eserini yazmıştır.
* Halk şiirinin ve dilinin gerçek edebiyatımız olduğunu belirten “Şiir ve İnşa“adlı makalesini yazmasına rağmen kendisi böyle davranmamıştır.
* Biçimce eski içerikçe yeni olmaya gayret göstermiştir.

*Şiirlerinde hak, adalet, uygarlık, inanç, akıl kavramlarını işlemiştir.
* Terkib-i bent, terci i bentleri meşhurdur.
* Birçok dizesi halk arasında atasözü gibi kullanılmıştır.

*Hece ölçüsüyle yazdığı bir türküsü dışında, bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle kaleme almıştır.

*Sade dili savunmuş ama Farsça- Arapça tamlamalarla yüklü bir dil kullanmıştır.
* Eserleri: Harabat, Eş’ar-ı Ziya, Terkib-i Bent, Terci-i Bent

İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATININ SANATÇILARI

  • RECAİZADE MAHMUT EKREM (1847- 1914)
    * Yeni edebiyatın teorisyeni kabul edilmiş, yeniliklere öncülük etmiştir.

*Tevfik Fikret‘in akıl hocasıdır.
* Muallim Naci ile uzun yıllar süren “eski-yeni” kavgasında yeniyi savunmuştur.
* “Sanat sanat içindir ve kafiye kulak içindir.” görüşünü benimsemiştir.
* Oğlu Nijad’ın erken ölümü onu bireysel, karamsar ve hüzünlü eserler vermeye zorlamıştır.
* “Her güzel şey şiirin konusudur.” diyerek şiirin konu zenginliğine katkı yapmıştır.

*Hece ölçüsüyle de şiir yazan sanatçı, ağırlıklı olarak aruz ölçüsünü kullanmıştır.

*Şiirlerinde divan edebiyatı nazım şekilleri kullanmış, az da olsa yeni nazım biçimleri denenmiştir.
* Muallim Naci’nin Demdeme’ sine karşılık Zemzeme adlı kitabı yazmıştır.

*Servet-i Fünûn edebiyatının kurulmasına öncülük etmiştir.
* Şiirleri: Zemzeme, Nağme-i Seher, Tefekkür, Yadigâr-ı Şebap, Pejmürde, Nijad Ekrem, Nefrin

  • ABDULHAK HAMİT TARHAN ( 1852–1937)

* Edebiyatımızın en bireysel şairlerindendir.
* Batılılaşma hareketinin asıl öncüsü olarak kabul gördüğü için kendisine “şairi azam”(büyük şair) lakabı verilmiştir.
* Gözlem ve izlenimleriyle şiir yazmıştır.
* Düşünen adamdan çok yapan adam özelliği taşımaktadır.
* Romantizmin etkisinde, metafizik konuları, ölüm, aşk gibi temalar içeren eserler vermiştir.
* Makber, Ölü, Bunlar O’dur, Hacle, Garam, İlham-ı Vatan şiir kitaplarıdır.

  • MUALLİM NACİ (1850–1893)

* Recaizade Mahmut Ekrem’le eski- yeni kavgasında eskiyi savunmuştur.
* Batılı tarzda şiirler de yazmıştır.
* Dili ağırdır; ancak başarılıdır.

*Köylü Kızların Şarkısı adlı şiir, edebiyatımızda ilk köy şiiri olarak bilinir.

*”Göz için uyak” anlayışını benimsemiştir.
* Şiirleri: Ateşpare, Füruzan, Şerare ,Yadigar-ı Naci, Demdeme (eleştiri),Muallim (eleştiri)



Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir