EDEBİ AKIMLAR ETKİNLİK KAĞIDI

YARGILAR DOĞRU İSE D YANLIŞ İSE Y YAZINIZ.

  • Edebiyat, toplumun aynasıdır, düşüncesi günümüzde geçerliliğini tamamen yitirmiştir. ……….
  • Edebiyat, oluşturulduğu toplumdan bağımsızdır.…………………….
  • Oluşturulduğu toplumdan uzak olan her türlü edebi girişim yok olmaya mahkûmdur…….
  •  Edebiyat kitleleri etkileyebilecek güce sahiptir. O nedenle araç olarak kullanılabilmektedir……
  • Edebiyat, toplumu yansıtsa da toplumu değiştirme gücü yoktur.……………….
  • Edebiyat, kültürün bir parçasıdır. Bir milletin kültürünü nesilden nesle aktarır……….
  • Kültürü aktardığı için de bir milli bilincin oluşmasını sağlar, böylece bir milleti birbirine bağlayarak ayakta tutar…………

AŞAĞIDA YAZILAN İFADELERİN HANGİ AKIMLA İLGİLİ OLUDUKLARINI KARŞILARINA YAZINIZ.

  • 19. Yüzyılda romantizme tepki olarak doğdu…………….
  • Kişiler seçkindirler. Sıradan insanlara yer verilmez…………………………
  • Konularını Antik Yunan ve mitolojiden alan akım Fransa’da ortaya çıkmıştır……………….
  • Bu akım işle yazılan romanlarda yazar kişiliğini gizlemez………………………
  • Emile Zola’nın  Nana, Germinal adlı romanları bu akımın etkisiyle yazılmıştır.
  • Yazarlar toplumu büyük bir laboratuvar olarak görürler………………..
  • Realizmin şiirdeki karşılığıdır………………………………
  • Realizmin daha gelişmiş hali olan bu akımda gözlem ve tasvir önemli yer tutar.
  • Bu akımı edebiyatımıza getiren Cenap Şehabettin bile olsa en büyük temsilcisi Ahmet Haşim’dir…………………….
  • Konular işlenirken doğru-yanlış, iyi-kötü gibi karşıtlıklardan yararlanılır…………………
  • His ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtır……………………
  • Determinizm anlayışını romana getiren bu akım 19. asrın ikinci yarısında Fransa’da ortaya çıkmıştır…………………….
  • Baudelaire, Mallarme, Arthur Rimbaud, Paul Verlaine, Paul Valery, Edgar Ailen Poe bu akımın dünyadaki en önemli temsilcileridir……………
  • Şiirde alaca karanlık üzüntü ve ay ışığı, gün doğumu, gün batımı gibi belli belirsiz varlıklar görüntüleri yansıtırlar………………………….
  • Akıl ve mantık değersizdir. İnsanı yönlendiren İçgüdü, bilinçaltıdır demişlerdir. ……….
  • Oldukça kapalı bir anlatımı savunan akımdır………………
  • Suç ve Ceza, İki Şehrin Hikayesi adlı romanlar bu akımın önemli temsilcileri tarafından yazılmışlardır.
  • Varlığın gerçek ve nesnel yanını değil, sanatçıda uyandırdığı izlenimleri anlatma amacını gütmüşlerdir…………………
  • Kelime anlamı “gerçeküstücülük” demek olan bu akım, edebiyatımızda tam olarak etkisini gösteremese de Orhan Veli ve İkinci Yeniciler temsilcileri arasında gösterilebilir……………..
  • Yazın alanın da, özellikle şairler, ressam Picasso’nun da etkisiyle bir anlayış geliştirmişlerdir. Buna göre şairler, dış dünyayı izleyip olup bitenleri iyi saptamak zorundadır. ……………
  • I. Dünya Savaşı başlamadan ortaya çıkan bu akım, “geçmişten kopuşu, yenilik ve değişikliğe yönelişi” ilke edinmiştir………………………
  • Bu akıma göre, insan kendi özünü kendisi seçer. Bu görüş şöyle özetlenebilir: “Var” olma “öz”den önce gelir; yani, insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra olmak istediği gibi olur. ………………..
  • Düzensiz sözcük ve imgelerin kullanıldığı bu akım, Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkıcı ortamda düş kırıklığına uğrayan aydın ve sanatçıların bir başkaldırısı olarak doğmuştur……….
  • 20. yüzyılda ortaya çıkmış, makineyi ve hızı edebiyata taşıyan edebiyat akımıdır. ……….
  • Dünya edebiyatında Marinetti ve Mayakovski; edebiyatımızda ise Nazım Hikmet en önemli temsilcileridir………………..
  • Victor Hugo, Cromwell adlı eserinde bu akımın ilkelerini belirlemiştir…………………

AŞAĞIDA VERİLEN KAVRAMLARLA AKIMLARI EŞLEŞTİRİNİZ.

Akıl ve sağduyuSürrealizm
Duygu ve hayalNatüralizm
GözlemKlasisizm
DeneyRealizm
BilinçaltıRomantizm
MakineleşmekEkspresyonizm
Anlam kapalılığıDadaizm
İzlenimFütürizm
DışavurumEmpresyonizm
KuralsızlıkSembolizm

AŞAĞIDA VERİLEN YAZARLARI TEMSİL ETTİĞİ AKIMLA EŞLEŞTİRİNİZ.

Victor Hugo 
Hüseyin Rahmi Gürpınar 
Albert CamusParnasizm
Ahmet Hamdi TanpınarRomantizm
Namık KemalKlasisizm
Recaizade Mahmut EkremNatüralizm
Halit Ziya UşaklıgilEgzistansiyalizm
PuşkinSembolizm
La FontaineRealizm
Goethe 
Moliere 
Tevfik Fikret 
Şinasi 

EDEBİ AKIMLAR

•             KLASİSİZM

*17.yy ortalarında Fransa’da ortaya çıkan edebiyat akımıdır.

*Akla ve sağduyuya değer verirler.

*İnsandaki tabiata, insanların iç dünyasına saygı göstermek esastır,

*Konularını eski Yunan ve Latin edebiyatından alırlar.

*Kahramanları seçkin kişilerdir. Sıradan insanlara eserlerinde yer vermezler.

*Önemli olan konu değil konunun işleniş biçimidir

*Dil, üslup kusursuz bir şekilde işlenmiştir. Dil açık, yalın ve soyludur.

*Sanat için sanat görüşünü savunurlar.

*Sanatçı eserde kendini gizler.

*Tiyatroda üç birlik kuralına uyulur.(olay, zaman, mekân)

*Bu akımın en önemli temsilcileri: Moliere, Corneille, Racine, La Fontaine, La Bruyere, Daniel Defoe, Boileau, Malherbe, Madam De La Fayette, Fenelon, Bousset

*Türk edebiyatında ise Şinasi ve Ahmet Vefik Paşa ‘dır. Şinasi’nin La Fontaine’den; Ahmet Vefik Paşa’nın da Moliere den yaptığı çeviri ve adapteler klasisizmi edebiyatımızda tanıtmıştır.

             ROMANTİZM

*Fransa’da 1830 yıllarında klasisizme tepki olarak doğmuştur.

*Klasik edebiyatın kural ve şekilleri bırakılır.

*Konular eski Yunan ve Latin edebiyatı yerine Hıristiyanlıktan tarihten ve günlük yaşamından alınır.

*Akıl yerine duygulara ve hayallere önem verirler.

*Sanatçılar kendi eserlerinin kişiliklerini gizlemezler.

*Sanat toplum içindir görüşünü benimsemişlerdir.

*Tabiat önemlidir. Gözlem ve tasvire önem verilir.

*Konular işlenirken iyi, kötü, doğru, yanlış gibi karşıtlıklardan yararlanırlar.

*Üç birlik kuralı terk edilir.

*Temsilcileri: Voltaire, Shakespeare, Lord Byron, Goethe, Schiller, Jean Jacques Rousseau, Chateaubriand, Madame de Stael, Lamartine, Victor Hugo, Aleksandre Dumas Pere, Alfred de Musset, Alfred de Vigny, Aleksandre Puşkin.

*Türk edebiyatında ise Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi, Abdülhak Hamit Tarhan, Recaizade Mahmut Ekrem (şiirde)

•             REALİZM

*19.yy’ın ikinci yarısında Fransa’da romantizme tepki olarak doğmuştur.

*Konu gerçekten alınır. Olay ve kişiler yaşanan ve yaşayan kişilerin benzerleridir

*Kişilerin ruhi davranışlarını etkileyen onların kişiliklerini çizen çevre ve ortamın tanıtılmasına önem verilir.

*Betimlemeler yazarın gözüyle yapılmaz kahramanın gözüyle yapılır.

*His ve hayale kapılmadan toplum gerçeklerini olduğu gibi yansıtır.

*Sanat için sanat görüşünü savunurlar.

*Hikâye ve Romanda uygulanır.

*Temsilcileri: Gustave Flaubert, Stendhal, Honore de Balzac, Daniel Defoe, Charles Dickens, Hemingway, Turgenyev, Çehov, Gorki, Gogol, Tolstoy, Dostoyevski.

*Türk edebiyatında ise; Recaizade Mahmut Ekrem (roman ve öyküde), Samipaşazade Sezai, Mehmet Akif Ersoy, Halit Ziya Uşaklıgil, Mehmet Rauf, Ömer Seyfettin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Refik Halit Karay, Reşat Nuri Güntekin, Halide Edip Adıvar.

•             NATÜRALİZM

Determinizm anlayışını romana getiren bu akım 19. asrın ikinci yarısında Fransa’da ortaya çıkmıştır.

*Determinizme göre tabiat olaylarında aynı sebepler aynı sonucu doğurur. Natüralistler, Determinizmi topluma ve insan uyguladılar.

* Toplum büyük bir laboratuvar, insan deney konusu, sanatçı da bilgin sayıldı.

*İnsan kişiliğini anlatabilmek için soya çekim yasalarından ve toplum biliminden yararlandılar.

*Romanlarda kahramanların portreleri ince ayrıntılarına kadar verilir.

*Yazar eserde kişiliğini gizler.

*Gözlem ve tasvir önemlidir.

*Eserlerinde hayatı bütün yönüyle anlatırlar.

*Bedenden ayrı bir ruh yoktur.

*Dil her seviyedeki insanın anlayabileceği bir düzeyde tutulmuştur

*Sanat toplum içindir anlayışı doğrultusunda eserler verilmiştir.

*Temsilcileri: Emile Zola, Guy De Maupassant, Alphonse Daudet, John Steinbeck, Goncourt Kardeşler.

*Türk edebiyatında ise; Hüseyin Rahmi Gürpınar, Nabizade Nazım, Beşir Fuat

             PARNASİZM

*Romantik şiir anlayışı ile Fransa’da ortaya çıkmıştır.

*Doğal güzelliğe ve dış görünüşe büyük önem verir.

*Sanat, sanat içindir ilkesini savunmuştur.

*Nesneleri dış görünüşünü aktarmışlardır.

*Kelimeler seçilerek kullanılır. Kelimelerin sıralayışı ve ahenk önemlidir.

*Kafiye ve Redife önem verilir.

*Romantizm’de bırakılan eski Yunan ve Latin kültürüne dönüşmüştür.

*Temsilcileri: Theophille Gautier, Theodore Banville, Francois Coppee, Jose Maria de Heredia, Leconte de Liste, Sully Prudhomme.

*Türk edebiyatında ise; Tevfik Fikret, Cenap Sahabettin, Yahya Kemal

             SEMBOLİZM

*19.yy’ın son çeyreğinde ortaya çıkmıştır.

*Nesneleri olduğu gibi anlatmak mümkün değildir. Nesneler değişerek anlatılabilir.

*Anlatımda sözlerin sözlük anlamından bıkan sembolistler yaşatmaya çalışırlar.

*Şiirde anlam açıklığından kaçındılar.

*Şiir anlaşılmak için değil hissedilmek içindir.

*Şiirde alaca karanlık üzüntü ve ay ışığı, gün doğumu, gün batımı gibi belli belirsiz varlıklar görüntüleri yansıtırlar.

*Şiirde musiki her şeyden önce musiki ilkesini savundular.

*Sanat için sanat anlayışına bağlılardır.

*Dil herkesin anlayacağı seviyede değil oldukça ağırdır.

*Temsilcileri:Baudelaire, Mallarme, Arthur Rimbaud, Paul Verlaine, Paul Valery, Edgar Ailen Poe

*Türk edebiyatında ise; Ahmet Haşim, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Cenap Sahabettin

•             SÜRREALİZM (GERÇEK ÜSTÜCÜLÜK)

* Realizm, natüralizm ve parnasizm akımlarına tepki olarak doğmuştur. Freud’un “psikanaliz kuramı”nın edebiyata uyarlanmış biçimidir.

* Akımın bilgi ve esin kaynağı olan Freud’a göre, insanoğlunun dış dünyadan edindiği alışkanlıklar, istekler bilinçaltında toplanır. Bu istekler düş, rüya, yarı rüya durumunda çözülerek ortaya çıkar.

* Akımın kurucusu olan Andre Breton bu akımı şöyle tanımlamıştır: “Gerçeküstücülük, ister söz, ister yazı ile ya da başka bir yolla, düşüncenin gerçek işleyişini ortaya çıkarmak için başvurulan, içinden geldiği gibi yazma yöntemidir. Bu, aklın denetimi olmaksızın (rüyada olduğu gibi) her türlü estetik ve ahlak kaygısı dışında düşüncenin yazılışıdır.”

*Kelime anlamı “gerçeküstücülük” demek olan bu akım 1924’te Fransa’da çıkmıştır.

*Sürrealistler Sigmund Freud’un etkisinde kalmışlardır.

*Bilinçaltı rüyada ortaya çıkar.

*Hipnotize edilmiş insanlara şiir söylettiler.

*Akıl ve mantık değersizdir. İnsanı yönlendiren İçgüdü, bilinçaltıdır demişlerdir.

* Temsilcileri: Andre Breton, Louis Aragon, Paul Eluard, Philippe Soupault, Rene Char

* Türk edebiyatında ise; Orhan Veli ve arkadaşları, Cemal Süreyya, İlhan Berk (İkinci Yeniciler), Oktay Rifat

             EMPRESYONİZM (İZLENİMCİLİK)

* 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkmış, Fransa’da gelişmiş; daha çok; edebiyatta, resimde, müzikte etkisini göstermiştir.

* Empresyonistler, varlığın gerçek ve nesnel yanını değil, sanatçıda uyandırdığı izlenimleri anlatma amacını gütmüşlerdir. Bu izlenim, sanatçıdan sanatçıya değiştiği için, ortaya konan sanat yapıtı, onu ortaya koyanın kişiliğini yansıtır.

*  Yapıtlarında kendi iç dünyalarını dile getirdikleri için, çevreyi saran evrene ve dış dünyaya karşı ilgisizdirler.

* Duyularımızın dış evreni bize olduğu gibi değil, onun gerçek görünüşünü değiştirerek ulaştırdığı kabul edilmiştir.

* Sanatçılar, yapıtlarında, dış dünyada gördüklerinin gerçek yönünü değil; “kendilerinde uyandırdığı izlenimleri” anlatmışlardır.

* Dünya edebiyatında temsilcileri: Rainer Maria Rilke, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud

•             EKSPRESYONİZM (DIŞAVURUMCULUK)

 * Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, empresyonizme tepki olarak doğmuş, Alman sinemasında uygulanmıştır.

 * Çevremizi saran evrene ve dünyaya karşı ilgisiz görünen bu akım, insanın iç dünyasını ve bütün duygularını en gizli ve çıplak yönleriyle, olduğu gibi anlatır.

 *  Gerçekler her insana göre değişik olduğu için önemli olanı sanatçının kişiliğini ve gerçekleri kendine göre dile getirmesidir.

* Sanatçılar, kendi içlerine kapanıp kendilerini gözlemlemiş, iç gözleme önem vermişlerdir.

* Bireyin en gizli yönlerini açığa vuran bir anlatım yolu kullanılmıştır.

* Yapıtlarda, fantastik ve korkunç olaylar anlatılmıştır.

* Amaç, insanların ruhsal durumlarının ortaya konmasıdır.

* Dünya edebiyatında başlıca temsilcileri: Franz Kafka, Thomas Stearns Eliot, James Joyce

•             KÜBİZM

 * 20. yüzyılın başında empresyonizme tepki olarak ortaya çıkmış ve daha çok, resimde kendini göstermiştir.

 *Yazın alanın da, özellikle şairler, ressam Picasso’nun da etkisiyle bir anlayış geliştirmişlerdir. Buna göre şairler, dış dünyayı izleyip olup bitenleri iyi saptamak zorundadır.

 *Onlara göre dünyadaki küçük olayları ve anlamları yakalamak gerekir “Söylenmemiş olanı”, “görülmemiş olanı” gün ışığına çıkarmak, aklın değil düş gücünün yapacağı iştir.

* Varlığın, dış görünüşüyle birlikte iç dünyasının betimlenmesi amaçlanmıştır.

* Sanatçılar, anlatımı canlı kılmak için, yapıtlarında duygularla olayları karıştırarak yansıtmışlardır.

* Dünya edebiyatında temsilcileri: Apollinaire, Max Jacob, Jean Cocteau, Blaise Cendrars

•             FÜTÜRİZM (GELECEKÇİLİK)

* 20. yüzyılda ortaya çıkmış, makineyi ve hızı edebiyata taşıyan edebiyat akımıdır.

*I. Dünya Savaşı başlamadan ortaya çıkan bu akım, “geçmişten kopuşu, yenilik ve değişikliğe yönelişi” ilke edinmiştir.

*Geleceği makineleştiren sanattır.

*20.yy. başında Marinetti tarafından kurulmuştur.

*Geçmişin sanat değerlerini bırakmalı ve yeni anlatım biçimleri bulmalı.

*Makineleşme çalışmaları kutsallığı savunulmalıdır.

*Temsilcileri: Marinetti ve Mayakovski

*Türk edebiyatında ise: Nazım Hikmet

•             EGZİSTANSİYALİZM ( VAR OLUŞÇULUK)

 * Egzistansiyalizm, kökü İlkçağ Yunan felsefesine kadar uzanan bir felsefe sistemidir.

 *  İkinci Dünya Savaşı’nın son yıllarında bağımsız bir felsefe olarak ortaya çıkmıştır.

 *  Felsefe ve edebiyat alanında en önemli temsilcisi ve kurucusu Jean Paul Sartre’dır.

 * Bu akıma göre, insan kendi özünü kendisi seçer. Bu görüş şöyle özetlenebilir: “Var” olma “öz”den önce gelir; yani, insan önce dünyaya gelir, var olur, ondan sonra olmak istediği gibi olur.  

 * Egzistansiyalizmin bu anlayışı, Nietzsch’ nin, “Her insan, tarihte eşi bir daha tekrarlanmayacak biricik harikadır.” sözünde, özlü ifadesini bulur.

*Var olmayı her şeyden önce görenlerdir. Bu akıma varoluşçuluk da denir.

*İnsan kendi değerlerini kendi oluşturabileceğini bilmelidir.

*İnsan bütünüyle özgür olmalıdır.

* Temsilcileri: Jean Paul Sartre, Albert Camus, Andre Gide, Samuel Beckett, Franz Kafka

             DADAİZM

 * 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Tristan Tzara adlı gencin etrafında toplanan bir grup şair; “dada” sözcüğünü, kurmak istedikleri akıma ad olarak seçmiş ve dadaizmi kurmuşlardır.

 * Fransızca bir sözcük olan “dada”, çocukların binerek oynadıkları “ağaç parçası, tahta at” anlamına gelir.

*Düzensiz sözcük ve imgelerin kullanıldığı bu akım, Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği yıkıcı ortamda düş kırıklığına uğrayan aydın ve sanatçıların bir başkaldırısı olarak doğmuştur.

 *  Bir başka deyişle iki dünya savaşı arasında varlık gösteren ve toplumu uyuşukluktan kurtarma çabası güden bir harekettir.

* Aklın hiçbir değerinin olmadığı söylenmiş, hiçbir şeyin doğruluğuna ve varlığına inanılmamış, her şeye kuşkuyla bakılmıştır.

* Dil ve estetik kuralları bir yana bırakılarak kuralsızlık ilkesi benimsenmiştir.

*Kelimeleri rasgele kullanmak suretiyle oluşan şiirlere denir.

*Temsilcileri: Tristan Tzara, Breton, Aragon