SERVETİFÜNUN ROMAN VE HİKÂYESİ

  • Romanlarda İstanbul aydını ile saray ve konaklarda yaşayan birey ve ailelerin sorunları ele alınmıştır.
  • Rastlantılar Tanzimat roman ve hikâyesine göre azalmıştır.
  • Gözleme yer verilmiştir.
  • Kişilerin olumlu ve olumsuz yanları bir bütün olarak anlatılmaya çalışılmıştır. İşlenen kişiler, dönemin yapısına uygun, içe kapanık, karamsar ve duygulu tiplerdir.
  • Öyküde sıradan kişilere ve olaylara daha çok yer verilmiştir.
  • Roman aydınların, hikâye halkın türü sayıldığı için olay ve kişiler buna göre belirlenmiştir.
  • Dil, şiire göre daha anlaşılır olmakla birlikte yine de ağırdır.
  • Betimlemeler gerçeğe uygun olarak yapılmış, kahramanların davranışlarını açıklamada kanıt olarak kullanılmıştır.
  • Yazarlar; taraf tutmaktan, olay arasında gereksiz bilgi vermekten ve bireysel görüş açıklamaktan kaçınmışlardır. Roman tekniği modern ve sağlamdır. Olayların örgüsü, işlenişi ve konuşmalar başarılı bir biçimde verilir. Eserde, yazar kişiliğini gizler.
  • Realizm ve natüralizmin ilkeleri benimsenmiştir.
  • Hikâye ve romanda teknik yönden gelişme gözlenir. Kısa hikâye, bu dönemde edebiyatımıza girer. Hikâye ve roman edebî bir çizgiye ulaşır. Batılı anlamda Türk romanı bu dönemde yazılır.
  • Psikolojik romanın ilk örneği, bu devrede görülür (M. Rauf, Eylül)
  • Kişilerin ruh durumları anlatılır ve çözümlenir; sosyal hayat tasvir edilir.
  • Gerçek hayat sahnelerine yer verilir (H. Cahit, Hayâl içinde). Hayatta görülen ve görülmesi mümkün olan olay ve kişiler anlatılır.
  • Tip yaratmada, tasvir ve portrelerde başarı sağlanır. Realist ve natüralist çizgiye yaklaşılır. Realizm ve natüralizm vb… edebî akımlar örnekleriyle birlikte edebiyatımıza girer.
  • Klâsik vak’a hikâyesi, Halit Ziya ile doruk noktaya ulaşır. Hikâyeler, orta halli ve yoksul insanları konu edinir; İstanbul’un dışına çıkılır (H.Ziya, Bir Yazın Tarihi…)
  • Hayâl kırıklığı, üzüntü ve başarısız aşklar, hikâye ve romana giren belirgin temalardır. Hikâye ve romanda realizme geçiş, gözlemi getirir, hayali ikinci sıraya iter. Yazarlar, realizmin ve natüralizmin etkisinde kalırlar.
  • Roman ve hikâyelerin dili, üslûbu kusurludur. Süslü ve sanatlı anlatım tutkusu ileri ölçüdedir. Estetik uğruna Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar, hikâye ve romanda geniş ölçüde vardır. Üslûp anlayışı ve arayışı, Türkçenin kimi zaman anlaşılmaz hâle gelmesine sebep olur. İkizli, üçüzlü ve dördüzlü tamlamalarla oluşturulan kullanımlar, karışıklığa neden olur.
  • Fransız dilinin etkisiyle Türkçenin söz dizimi genişlik kazanır. Cümlenin öğeleri yer değiştirir; bazen cümleler yarıda bırakılır, kesik cümlelere yer verilir. Cümleler isteğe bağlı olarak kısalır ve uzatılır.

HALİT ZİYA UŞALIGİL

Solgun Demet (1901)

Sepette Bulunmuş (1920)

Hepsinden Acı (1934-1984)

Onu Beklerken (1935-1940)

Aşka Dair (1935-1986)

Kadın Pençesi (1039-1987)

İzmir Hikâyeleri (1950)

MEHMET RAUF

Kadın İsterse

Eski Aşk Geceleri

Aşk Kadını

Pervaneler Gibi

Gözlerin Aşkı

HÜSEYİN CAHİT YALÇIN

Hayat-ı Muhayyel (1899)

Niçin Aldatırlarmış? (1922)

Hayat-ı Hakikiye Sahneleri (1909)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir