GARİP AKIMI (I. YENİ HAREKETİ) (1940 – 1954)

Garipçiler; Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat Horozcu’nun oluşturduğu bir topluluktur. Ankara’da bir araya gelen okul arkadaşı bu üç genç, ilk manzumelerini Ankara Erkek Lisesinin yayın organı olan “Sesimiz” adlı dergide yayımlanmıştır. İlk denemeleri “şairane” bir edayla ve hece ölçüsüyle yazılmış romantik metinlerdir.

Bu üç genç sonraları ölçüsüz, uyaksız, şairanelikten uzak yeni bir şiir akımı başlatır. “Garip” planlı bir harekettir ve bir poetikası vardır. Bu akımın ilk şiirleri Varlık

1941 yılından sonra Türk şiirinde görülen ve öncülüğünü Orhan Veli, Melih Cevdet, Oktay Rifat üçlüsünün yaptığı bu edebiyat akımı, poetikasını, ortak çıkardıkları “Garip” adlı kitabın önsözünde belirtmiştir. Daha sonra “Birinci Yeni” olarak anılan şairlere “Garipçiler” denmesi bundandır.

Kitabın kapağına “Bu kitap, sizi, alışılmış şeylerden şüpheye davet edecektir.” yazılıdır.  Yani bu üç şair, şiirde sürüp gitmekte olan aşırı duygusallığa, şairaneliğe, basmakalıp söyleyişe meydan okumuşlardır, böylece Türk şiirinde yepyeni bir çığır açılmıştır.

Geleneğe bağlı olan sanatçılar, Orhan Veli ve arkadaşlarını şiiri ayağa düşürmekle suçlarken; toplumcular, Garipçileri, toplumcu şiiri engelleyen, yozlaştırmayı amaçlayan ve küçük burjuva duyarlığını geliştirmeye çalışan bir hareketin başlatıcısı olarak gördüler.

Garip akımını Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Oktay Akbal desteklemiş; Ahmet Hamdi Tanpınar ise şiirden uzaklaşma saymıştır.

Özellikleri:

  • Şiirde her türlü geleneğe, kurala ve belirli kalıplara karşı çıkmışlardır.
  • Şiirde ölçü, kafiye ve dörtlüğe karşı çıkmışlardır.
  • Şiirde şairaneliği, mecazlı söyleyiş ve sanatları kabul etmediler.
  • İmgeyi boşlarlar, çağrışımdan kaçınırlar ve bilinçaltına yönelirler.
  •  Süslü, sanatlı dile karşı çıkıp sade bir dil kullandılar.
  • Şiirde ironi ve mizahtan yararlanmışlardır.
  • Şiirde o güne kadar işlenmedik konuları ele aldılar.
  •  Konuşma dili ile günlük sıradan konuları işlediler. “Nasır” gibi bayağı bir sözcüğün de şiirde kullanılabileceğini gösterdiler.
  • İşledikleri konular günlük hayattan sıradan insanların problemleri, yaşama sevinci ve hayattaki bazı garipliklerdir.
  •  “Bütün” güzelliği öne çıkarılmıştır.
  • Halk deyişlerinden yararlanmışlar, toplumsal yergiye yer vermişlerdir.
  • Aydınları bırakıp halka yönelmişlerdir. “Şiir halka seslenmelidir” anlayışıyla sokağı ve günlük yaşamdaki her şeyi şiire aktarırlar.
  • Şiirin müzik, resim gibi sanatlarla olan ilişkisine son verilmesi gerektiği düşünülmüştür.
  • Şiirin bütün geleneklerden uzaklaşması gerektiğini ifade etmişlerdir.
  • Sürrealizm (gerçeküstücülük) ve dadaizmden etkilenen sanatçılar bilinçaltını, düşleri ve çocukluk heyecanlarını sık kullanmışlardır.

Sürrealizm (Gerçeküstücülük):

*20. yüzyılın başlarında André Breton tarafından Freud’un görüşlerine (psikanaliz yöntemi) dayanılarak oluşturulan bir sanat akımıdır.

* Freud’a göre, insanoğlunun dış dünyasından edindiği alışkanlıklar, istekler bilinçaltında toplanır. Bu istekler düş (rüya, yarı rüya) durumunda çözülerek ortaya çıkar.

 *Sürrealizme göre şiir içimizde gizlenmiş duyguların dışavurumudur. İnsan kapalı bir kutudur. Ne olduğunu gösterebilmesi için aklın, mantığın ve geleneklerin etkisinden sıyrılmalıdır.

*Şiirde noktalama işaretlerini kullanmamışlardır.

*İçinden geldiği gibi yazmak bu akımın en belirgin özelliğidir.

*Sürrealizmin Temsilcileri: André Breton, Paul Eluard, Louis Aragon

*Türk edebiyatındaki temsilcileri: Garip akımı şairleri Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat Horozcu

Topluluğun Sanatçıları:

1. ORHAN VELİ KANIK

  • Türk şiirinde iki arkadaşıyla birlikte büyük bir atılım yapmış, yeni bir anlayışın öncüsü olmuştur.
  • Mehmet Ali Sel takma adıyla yazdığı ilk şiirlerinde ölçü ve uyağa önem vermiş, sonrasında serbest şiire yönelmiştir.
  • 1914’te arkadaşlarıyla birlikte yayımladıkları Garip adlı şiir kitabı ve yazdığı önsöz, Türk şiirinde günden güne donmuş olan eski değerleri yıkmış, şiire başka bir açıdan bakılmasını sağlamıştır.
  • Bu önsözle de kurallarını çok iyi bildiği halde hece ve aruz ölçüsüne ve uyağa karşı çıkmıştır.
  • Şiirde biçimsel kuralları yok saymış, basmakalıp ifadelerden, imgeden ve sanatlardan kaçınmıştır.
  • Mizahi ve ironik ögeler kullanarak evrendeki her şeyi şiire konu edinmiştir.
  • Gündelik yaşamı, günlük konuşma diliyle, esprili bir biçimde anlatmıştır.
  • Şiirlerinde toplumsal eleştiri, aşk ve yaşama sevinci gibi konuları işlemiştir.
  •  La Fontaine’den fabl çevirileri yapmıştır.
  • Nasreddin Hoca fıkralarını şiirselleştirmiştir.
  • Şiir: Garip, Vazgeçemediğim, Destan Gibi, Yenisi, Karşı
  • Çocuk Şiirleri: Nasreddin Hoca Hikâyeleri, La Fontaine’den Masallar (çeviri)

2. OKTAY RİFAT HOROZCU

  • Garip akımının temsilcilerindendir. Şiir anlayışı sürekli bir değişim halindedir.
  • “Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler” ve “Yaşayıp Ölmek” adlı eserlerinde Garip çizgisinde yazdığı ve kent insanının günlük yaşantısını, yaşama sevincini anlatan şiirlerini bir araya getirmiştir.
  • “Çobanıl Şiirler”de doğa, kırsal yaşam ve insan ilişkisini ele aldığı halk şiiri geleneğinden yararlanarak yarım ve tam uyak şiirlerini toplamıştır.
  • Daha sonraki şiirlerinde toplumcu şiir yazadığı görülür.
  • 1955’te yayımladığı “Perçemli Sokak”ta anlamla anlamsızlık arasında gidip gelen imgeci bir şiiri tercih etmiş ve İkinci Yeni anlayışına yönelmiştir.
  • Şiir: Yaşayıp Ölmek, Aşk ve Avarelik Üzerine Şiirler, Güzelleme, Karga İle Tilki, Aşk Merdiveni, Denize Doğru Konuşma

3. MELİH CEVDET ANDAY

  • Garip akımının “akılcı ve toplumcu duyarlılığı olan şairi” olarak bilinir.
  • İlk şiirlerini ölçülü ve uyaklı yazmış, sonrasında Garip Akımı doğrultusunda şiirler vermiştir.
  • Kentte yaşayan küçük insanların sorunlarını anlatır.
  • Söz oyunlarında arınmış yalın bir dil vardır. Düz yazılarında ise yoğun bir düşünce, şiirsel, esprili, özlü bir dil vardır.
  • “Rahatı Kaçan Ağaç” Birinci Yeni tarzında, “Telgrafhane” ise toplumsal eleştiri, aşk, yaşama sevinci, çocukluk anıları gibi temaları işlediği şiirlerden oluşur.
  • Garip şiirinden sonra “akılcı şiir, felsefi şiir” olarak adlandırdığı bir şiir anlayışına yönelmiş, mitolojik unsurları konu etmeye başlamıştır. 
  •  Fıkra, makale, gezi, roman, tiyatro ve şiir yazmıştır. Çevirileri de vardır.
  • Şiir: Garip, Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafname, Yan Yana, Tanıdık Dünya…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir