ELEŞTİRİ


Eleştiri (tenkit), bir sanatçının veya bir sanat yapıtının olumlu ve olumsuz yönlerini inceleyerek bir yargı ile belirten yazı türüdür. Eleştiri türünde eser veren kişiye eleştirmen denir. Eleştiriye tenkit, eleştirmene münekkit de denir.
Eleştiride amaç eleştirilen kişi veya eserin gerçek değerini ortaya koyarak okura ve yazara yol göstermektir. Yapılan değerlendirmeler kanıtla desteklenir.
Eleştirinin türlere ayrılmasında farklı değerlendirmeler olmakla birlikte temelde konularına ve eleştirmenin tutumuna göre bir ayrım söz konusudur.

  • Konularına göre eleştiriler; sanatçıya dönük eleştiri, esere dönük eleştiri, okura dönük eleştiri ve topluma dönük eleştiri şeklinde gruplandırılabilir.
    Sanatçıya dönük eleştiride sanatçının yaşamından, kişiliğinden, düşüncelerinden izler aranır; eserin, sanatçısını yansıtacağı düşüncesinden hareketle eserden çok sanatçı değerlendirilir.
    Esere dönük eleştiride, değerlendirilen eserin kendine özgü özellikleri esas alınır. Eser ve eserin ait olduğu türün özellikleri dışında hareket noktası söz konusu değildir.
    Okura dönük eleştiride okuyucuyla özdeşleşen eleştirmen, eserin kendisinde bıraktığı izlenimleri dile getirir. Bu tür eleştiride sanat eserine özgü ölçütlerden uzak, kişisel yargılar ve değerlendirmeler ağırlıklıdır.
    Topluma dönük eleştiride hareket noktası, sanat eserinin üretildiği toplumdan bağımsız değerlendirilemeyeceği düşüncesidir. Eser, oluşumunda etkili olan toplumsal koşullardan yola çıkılarak değerlendirilir.
    *Eleştirmenin tutumuna göre eleştiriler, öznel eleştiri ve nesnel eleştiri diye ikiye ayrılır:
    Öznel (izlenimsel) eleştiri: Anatole France’nin ilkelerini belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk ve değer ölçülerine göre incelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde kişisel yargılar ağırlıktadır.
    Nesnel eleştiri: Her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek belli ölçütler vardır. Eleştirmen mümkün olduğunca öznel yargılardan kaçınır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri ister beğensin, ister beğenmesin, tarafsız bir gözle eserin değerini ortaya koyar.
    Eleştirmenin yanlı-yansız, titiz-baştan savmacı yaklaşımı eleştirinin niteliğini doğrudan etkiler yani eleştirmenin tutumu, eleştirinin niteliğini belirler. Eleştiride yargılar gerekçelendirilmelidir.
    Eski Yunancadan Latinceye oradan da Fransızcaya geçen critique (kritik) sözcüğünün karşılığı olarak kullanılan “eleştiri” Batı’da ortaya çıkıp gelişmiş bir türdür. Dünya edebiyatında Boileau (Bualo), Hippolyte Taine (Hippolit Ten), Anatole France (Anatol Frans) ve Thomas Stearns Eliot (Tamıs Störns Elyıt) eleştiri türünde tanınmış isimlerdir. Cumhuriyet Öncesinde Eleştiri
    Divan edebiyatındaki hiciv ve halk edebiyatındaki taşlama siyasi ve sosyal içerikli eleştiri örnekleridir. Ancak bunlar düz yazı değildi. Divan edebiyatındaki tezkireler, şairlerin hayatına ilişkin bilgilerin yanında eserlerinin niteliklerine dair kısa değerlendirmeleri de içerdiğinden eleştiri türüne yaklaşır. Ancak bunların hiçbiri Batılı anlamda, ayrı bir tür olan eleştiri sayılmaz.
    Türk edebiyatında Batılı anlamdaki eleştiri Tanzimat Dönemi’yle başlamıştır. Bu dönemde başlangıçta bir yönteme dayanmayan, bir dönemi veya eser sahibini (onun düşüncesini) yerme anlayışıyla eleştiriler yazılmışsa da zamanla olgun örneklere ulaşılmıştır. Türk edebiyatında ilk eleştiri Namık Kemal’in “Lisan-ı Osmani’nin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazatı Şamildir.” adlı yazısıdır. Edebiyatımızdaki ilk edebi eleştiri ise yine Namık Kemal’in, Ziya Paşa’nın “Harabat” adlı eserini eleştirdiği “Tahrib-i Harabat” adlı eseridir.
    Namık Kemal, Ziya Paşa, Recaizade Mahmut Ekrem, Mizancı Murat, Muallim Naci ve Beşir Fuat bu dönemde eleştiri türünde öne çıkan isimlerdir.
    Servetifünun Dönemi’nde Hüseyin Cahit, Cenap Şahabettin, Halit Ziya, Mehmet Rauf, Tevfik Fikret, Ali Kemal), İsmail Safa ve Ahmet Şuayp eleştiri türünde yazan sanatçılardır. Çoğunlukla eleştiri türünde yazan Ahmet Şuayp, Türk edebiyatındaki eleştiri anlayışına nesnel bir bakış açısı getirmeye çalışmıştır. Hüseyin Cahit’in Kavgalarım ile Ahmet Şuayp’ın Hayat ve Kitaplar adlı eserleri, bu dönemde eleştiri türünün tanınmış örnekleridir.
    Fecriati’ de Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Hamdullah Suphi, Ali Canip , M. Fuat Köprülü ve Şahabettin Süleyman eleştiri türünde yazan sanatçılardır.
    Millî Edebiyat Dönemi’nde ise Ali Canip’in “Millî Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey’le Münakaşalarım” adlı eseri eleştiri türünün tanınmış örneğidir.

Cumhuriyet Dönemi’nde Eleştiri
Cumhuriyet’in ilk yıllarında daha çok öznel eleştiri örneklerine rastlanırken sonraları nesnel eleştiriler ağırlık kazanmaya başlamıştır. Akademik çevreler tarafından esere dönük nesnel eleştiri yöntemleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır.
Cumhuriyet Dönemi’nde Nurullah Ataç, Orhan Şaik Gökyay , Suut Kemal Yetkin, Cevdet Kudret Solok, Orhan Burian, Mehmet Kaplan, Berna Moran, Attila İlhan, Asım Bezirci, Memet Fuat, Fethi Naci, Şerif Aktaş, Hüseyin Cöntürk (1918-2003) ve Gürsel Aytaç (1940- …..) eleştiri türünde öne çıkan isimlerdir.
Orhan Şaik Gökyay’ın “Destursuz Bağa Girenler”, Mehmet Kaplan’ın “Şiir Tahlilleri”, Berna Moran’ın “Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış”, Fethi Naci’nin “Yüz Yılın 100 Türk Romanı”, Gürsel Aytaç’ın “Çağdaş Türk Romanı Üzerine İncelemeler” adlı eserleri Türk edebiyatında eleştiri türünün tanınmış örneklerindendir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir