DİVAN ŞİİRİ SANATÇILARI

13. YÜZYIL

HOCA DEHHANİ

  • İlk divan şairidir. Divan edebiyatının kurucusu kabul edilir. Tasavvufun hâkim olduğu bir dönemde İran edebiyatı etkisiyle ilk kez din dışı konuları işleyen şairimizdir.
  • Türkçe ve Farsça şiirler yazmıştır.
  • Dehhanî’nin şiirleri oldukça basit, motiflerin sık sık tekrarlandığı örneklerdir ve kolay anlaşılır benzetmelerle doludur.

MEVLANA

  • Horasan’ın Belh şehrinde 1207’de doğmuş, ailesiyle Anadolu’ya göç ederek Konya’ya yerleşmiştir.
  • Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.
  • Onun için Mevlâna ölüm gününe, düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen “Şeb-i Arûs” diyordu.
  • Tasavvuf düşüncesini halk zevkine uygun olarak hikâyeler yardımıyla anlatmaya çalışmıştır.
  • Arapça, Farsça ve Rumca da bilen sanatçı, bu dillerle de şiirler söylemiş, devrin edebiyat dili Farsça olduğundan, birkaç Türkçe beyit dışında, şiirlerini Farsça yazmıştır.
  • Tasavvuf düşüncesini, ilahî aşkla birleştirip şiir sanatıyla evrensel hâle getirmiştir.
  • Din, dil, ırk ve mezhep farkı gözetmeksizin bütün insanlığa seslenmiş, insanı insan olduğu için sevmiştir.
  • İnsan yaratılmışların en şereflisidir düsturuyla; her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlâna sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.

Mevlâna’nın eserleri:

Mesnevi, Divan-ı Kebîr, Mektubat, Fihi Mafih, Mecalis-i Seb’a

SULTAN VELED

  • Mevlana’nın oğlu ve Mevlevilik tarikatının kurucusudur.
  • Mevlana gibi coşkun, lirik ve derinliği olan bir şair değildir.
  • Daha çok, öğretici nitelikte tasavvufi şiirler yazmıştır.
  • Sultan Veled, şiirlerini devrin edebiyat dili olan Farsça ile yazmıştır. Sayıları az olmakla birlikte Türkçe şiirler de yazmıştır.                                                                       

ŞEYYAD HAMZA

  • Şeyyad Hamza hece ve aruzla şiirler söyleyebilen, İslam kültürünü kavramış gezgin bir mutasavvıftır.
  • Hece ile yazdığı parçalar nazım tekniği itibari ile güzeldir. Aruzla yazdığı parçalarda pek başarılı olamamıştır.
  • Klasik şiirlerinde özellikle naatları önemlidir. Bu manzumelerinde kuvvetli bir Arapça, Farsça bilgisi ve İslam kültürü hâkimdir.
  • Daha çok sufi çehresiyle tanınan Şeyyad Hamza, dörtlük, mesnevi, kaside, gazel gibi nazım şekilleriyle manzum eserler vermiştir.

14.YUZYIL

ÂŞIK PAŞA

  • Âşık Paşa’nın iyi bir öğrenim gördüğü, Arapça, Farsça ve İslami bilgileri bildiği, tasavvuf türünü edindiği sofiyane şiirler yazdığı, siyasete katıldığı gene kaynakların verdiği bilgiler arasındadır.
  • Eserlerinde tasavvufun etkisi büyüktür.
  • Âşık Paşa, eserlerini yalın bir dille yazmış, Türkçenin Anadolu’da bir edebiyat dili olarak yerleşmesinde büyük emeği geçmiştir.
  • 12 bin beyitlik Garipname adlı didaktik nitelikte dini-tasavvufi bir mesnevisi vardır.
  • Âşık Paşa, hem hece hem aruz ölçülerini uygulayarak divan ve halk şiirine örnek olacak ürünler verdi. Hece ölçüsüyle yazdığı şiirlerde Yunus Emre’nin etkisinde kalmıştır.

AHMEDÎ:

  • “Divan” sahibi ilk Anadolulu şairdir.
  • Şiirlerinde, tasavvufa yer vermiştir.
  • Şiirlerinde daha çok aşk, tabiat, şarap konularını işlemiştir. Günlük hayatı konu alan, devrin sosyal olaylarına değinen şiirleri de vardır.
  • Türkçeyi iyi kullanan, nazım tekniğine hâkim kudretli bir sanatkârdır.
  • Ahmedî, divanındaki kaside ve gazellerinde, Türk ruhunun inceliklerini ve Türkçe’nin ifade gücünü de aksettirmiştir.
  • İskendername, Cemşîd ü Hurşîd, Tervihü’l-Ervah, Mirkatü’l-Edeb eserleridir.

EŞREFOĞLU RUMİ:

  • Eşrefoğlu Rûmî; Anadolu’nun Türkleşmesi ve Türklerin İslamiyet’i hayat tarzı haline getirmelerinde rol alan mutasavvıflarımızdan biridir.
  • Eşrefoğlu’nun şiirlerinde Yunus Emre tesiri kuvvetle hissedilir.
  • Eşrefoğlu eserlerinde genelde yalın bir Türkçeyi tercih etse de az da olsa Arapça ve Farsça sözcükler de kullanır.
  • Hece ve aruz veznini başarıyla kullanmış, lirik şiirler yanında didaktik manzumeler de yazmıştır.
  • En çok işlediği konu tasavvuf olduğu gibi genellikle kullandığı motifler ve kurgusal unsurlar da tasavvufi imgelerdir.

KADI BURHANETTİN

  • Âlim, devlet adamı, hükümdar, Azeri ve Divan edebiyatı şairidir.
  • Kayseri’de kadılık yapmış, daha sonra Sivas’ta devlet kurup bu devletin 18 yıl hükümdarlığını yapmıştır.
  • Kadı Burhaneddin edebiyat ve özellikle şiir ile yakından meşgul olmuş ve özellikle gazel, tuyuğ ve rubailerle dolu büyük bir divan ortaya çıkarmıştır.
  • Tuyuğ nazım şeklini divan edebiyatına kazandırmıştır.
  • Şiirlerinde ne mahlası ne de adı bulunmaktadır.
  • Günlük konuşma dilini şiirlerinde kullanması onun şiirlerine ayrı bir özellik verir.
  • Bazı şiirlerinde tasavvuf izleri gayet açıkça görülmekle beraber; daha çok, beşeri, maddi aşkı işlemiş ve maceracı, dövüşçü, savaşçı ruhunun izleri çok açık olarak şiirlerine yansımıştır.
  • Divan’ı vardır.

SEYYİD NESİMİ

  • Şiirlerinde Hurûfi inancının izleri açıkça görülür.
  • Eserlerinde, zamanın hâkim ideolojisine karşı olduğu görülür.
  • Görüşlerinin İslâm dinine aykırı olduğunu söyleyenler, onu dinsizlik ve şeriat ilkelerine karşı çıkmakla suçlamışlardır.
  • Bütün Hurufîler gibi Nesimî de takip edilmiş ve 1417 yılında Halep’te öldürülmüştür.
  • Alevî, Bektaşi şairler arasında “Şâh-ı Şehid” adı ile îtibar kazanmıştır.
  • Felsefî fikir ve yüksek sanat içerikli şiirleri, Yakın ve Ortadoğu şiirinde uyanışa vesile olmuştur.
  • Türkçe şiirlerinde Nesimi, Farsça şiirlerinde Hüseynî mahlasını kullanmıştır.
  • Eldeki verilere göre edebiyatımızda akis sanatını ilk kullanan şair, Nesimi’dir.
  • Türkçe (Azerice) ve Farsça olmak üzere iki divanı vardır.
  • Dildeki ustalığı, mısra kurma üstünlüğü, samimiyeti ve lirizmi ile Yunus Emre’yi hatırlatan Nesimi; halk, tekke ve divan şairlerimiz üzerinde önemli etkilere sahiptir.
  • Kanunî Sultan Süleyman, onun meşhur bir gazeline nazire yazmıştır.

15.YÜZYIL

SÜLEYMAN ÇELEBİ

  • Hz. Muhammed için yazdığı Vesiletü’n Necat (Mevlid) adlı mesnevisiyle tanınmış bir şairdir.
  • Mevlidi aruz ölçüsüyle ve sade bir Türkçe ile yazmıştır. 1700 beyitlik mesnevidir.
  • Kendisinden önce ve sonra yazılan mevlitlerin en güzeli ve başarılısıdır.

ŞEYHİ

  • Padişahtan aldığı tımarın verilmemesi üzerine Harname’yi yazmıştır. İkinci Murat’a sunduğu söylenir.
  • Kaynaklarda “Hüsrev-i şuarâ, pîşterîn-i şuarâ-yı Rûm, şeyhü’ş-şuarâ, emlahu’ş-şuarâ” gibi sıfatlarla anılan Şeyhî ününü daha çok mesnevi alanında kazanmıştır.
  • Şiirlerinde tasavvufu mecazi aşkla birlikte ele almış, tasavvuf imgelerinden geniş ölçüde faydalanıp diğer divan şairleri gibi bunları duygu ve düşüncelerini ifade etmede bir araç olarak kullanmıştır.
  • Şiirlerinde ses güzelliğinden çok, söze ve anlama önem vermiştir. Şiirlerinde alışılmamış ya da terk edilmiş sözcükleri kullanmaya meraklıdır.
  • İnsan hakları, ilahî ve beşeri adalet gibi konularda yergi dolu şiirler yazmıştır.
  • Şeyhî’nin önemli eserleri Divan, Harnâme ve Hüsrev ü Şirin’dir.
  • Tıbba dair manzum bir risalesiyle, Neynâme adlı ufak bir mesnevisi ve Hâbnâme adını taşıyan Attar’dan çevrilmiş bir mesnevisinin daha bulunduğu zannedilmektedir.

CEM SULTAN

  • Sultan şâirler arasında şiirlerinde şahsî duygularını ifade etmede en başarılı sayılanı, Cem Sultan’dır.
  • Şiir ve edebiyatla çok küçük yaşlardan beri meşgul olmuş bir şehzâde olan Cem’in çevresinde, adına “Cem şâirleri” denen bir grup şâir bulunmuştur.
  • Cem Sultan şiirlerinde, yaşadığı sıkıntıları, oldukça duygulu bir anlatımla dile getirir.
  • Cem Sultan’ın biri Farsça diğeri Türkçe olmak üzere iki divanı vardır.
  • Ayrıca Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi vardır.

ALİ ŞİR NEVAİ

  • Divan edebiyatı şairi, yazar, dilbilimci, ressam, devlet adamıdır.
  • Anadolu dışında, Çağatay sahasında eser vermiştir.
  • Şiirlerini Türkçe ve Farsça yazan Ali Şîr Nevâî, Arapçayı da çok iyi öğrenmişti.
  • Ali Şîr Nevâî, Türkçe yazdığı şiirlerinde Nevâî, Farsça yazdığı şiirlerinde ise Fanî mahlaslarını kullanmıştır.
  • Muhakemetü’l-Lügateyn isimli eserinde Türkçeyle Farsçayı karşılaştırarak Türkçe’nin daha üstün bir dil olduğunu söyler.
  • Çağatay lehçesini kullanmıştır.
  • İlk hamse (beş mesnevi) sahibidir.
  • İlk biyografik eserimiz sayılan “Mecalisün Nefais”i yazmıştır.
  • Mizanül Evzan adlı eseri Türkçenin musiki ve vezin kalıplarını içermektedir.
  • Farsçanın resmi dil olarak hüküm sürdüğü bir dönemde Nevâî’nin, Türkçenin birçok yönden Farsçadan üstün olduğunu savunması ve Türkçe ile de yüksek bir edebiyat meydana getirmenin mümkün olduğunu bizzat eserleriyle ispat etmesi, genç şairleri Türkçe yazmaya teşvik etmesi onun edebiyatımızdaki önemini belirtmeye yeterlidir.

16.YÜZYIL

FUZÛLÎ

  • Hayatı, Kerbelâ, Hille, Necef ve Bağdat’ta sıkıntılar içinde geçmiştir.
  • İyi bir eğitim görmüş, İslami ilimler, İran edebiyatı ve tasavvufla ilgilenmiştir.
  • Kanunî’ye Bağdat fethinden dolayı kaside takdim etmiş, sefere katılan Hayalî Bey ve Taşlıcalı Yahya Bey’le tanışmıştır.
  • Edebiyatımızda en büyük lirik şairi olarak anılır.
  •  “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar yıkılıp gider.” Sözü ona aittir.
  • Divan edebiyatının en büyük şairlerindendir.
  • Divan şiirini tüm kuralları ve söz sanatlarıyla ustaca ortaya koymuştur.
  • Eserlerinde aşk (ilahi aşk) ön plandadır.Ona, aşk ve ıstırap şairi demek doğru olur.
  • Eserlerinde, aşk, ıstırap, dünyevî zevk ve zenginliklerin boşluğu ve ölüm düşüncesi üst seviye bir lirizm ve sanat gücüyle ortaya konmuştur.
  • Şiirlerini Azeri Türkçesiyle yazmıştır.
  • En çok, gazel türünde şiirler yazmıştır. Gazel şairi olarak anılmaktadır.
  • Gazellerinde ve Leyla vü Mecnun mesnevisinde dili sade, yapmacıksızdır. Kasidelerinde ise dili ağır ve külfetlidir. Genel anlamda dönemine göre dili sadedir.

FUZULİ’NİN ESERLERİ:

Türkçe Eserleri: Türkçe divan, Tercüme-i Hadis-i Erbain, Beng ü Bade, Leyla vü Mecnun, Sohbetül-Esmar, Hadikatüs-Süeda, Mektuplar, Şikâyetname

Farsça Eserleri: Farsça divan, Enisül-Kalp, Heft ü Cam (Sakiname), Sıhhat u Maraz (Hüsn ü Aşk), Rind ü Zahid, Risâle-i Mu’ammeyât

Arapça Eserleri: Arapça divan, Matlau’l-itikad

TAŞLICALI YAHYA

  • Divan edebiyatında mesnevi çığırının en önemli şairlerindendir.
  • İran etkisinden kaçınmaya çalıştı, Türkçe sözcükleri aruz ölçüsüne uydurdu.
  • Divan şiirinde İstanbul Türkçesinin başarılı örneklerini verdi.
  • Şiirlerinde yerli renklere, sade dil ve yalın anlatıma rastlanması, onun divan şiirinin yerlileşmesine katkısı olduğunu gösterir.
  • Şair, mesnevilerinin konularını kendi oluşturmuştur. Bu yönüyle eserleri orijinaldir.
  • Hamse sahibidir.

BÂKİ

  • Medrese eğitimi almış, çeşitli medreselerde müderrislik yapmıştır.
  • Bâkî, Zatî’nin Beyazıt Camii avlusundaki dükkânına sıkça uğrayıp gazellerini Zatî’nin tenkidine sunmuştur.
  • Kanuni Sultan Süleyman’a sunduğu kasideyle saray çevrelerine girmeyi başarmıştır.
  • Kanuni’nin ölümü üzerine “Kanuni Mersiyesi”ni yazmıştır.
  • Kanuni döneminde “Sultânü’ş-şuarâ” (Şairler Sultanı) unvanı verilmiştir.
  • O, hayatın zevk ve eğlencelerine yönelmiş usta bir şairdir.
  • Birçok önemli kasidesi olsa da öncelikle gazel şairidir.
  • Tevhid, münâcât, na’t gibi dinî ve tasavvufî içerikli şiirler Bâkî’nin divanında bulunmaz.
  • Mesnevi yazmamıştır.
  • Aşk, tabiat, devrinin ihtişamı ve İstanbul şiirlerindeki başlıca konulardır.
  • İstanbul Türkçesini kullanan şair, halk söyleyişlerinden de yararlanmıştır. Çağdaşlarına göre daha sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır.

BAKİ’NİN ESERLERİ:

Dîvân, Me’âlimü’l-Yakîn fi-Sireti Seyyidi’l-mürselîn, Fezâilü’l Cihâd, Fezâ’il-i Mekke, Hadîs-i Erbain Tercümesi, Kanuni Mersiyesi

BAĞDATLI RUHİ

  • Halk için ahlak ve hiciv şiirleri yazmıştır.
  • Terkib-i Bend’i ile ünlüdür.
  • ”Eleştirel tarzı” ve “yalın üslubu” ile ünlenmiş ve eserlerinde toplumsal sorunları ön plana çıkarmıştır.
  • Şiirlerinde tasavvufun izleri görülmektedir.
  • Sade bir dille, sanat endişesinden uzak bir söyleyişle şiirler yazmıştır.
  • Şiirleri nazım tekniği bakımından zayıftır.
  • Bağdatlı Ruhi’nin en çok etkilendiği şair Fuzûlî’dir
  • Aşk, kahramanlık gibi konular üzerine yazmaktansa yaşadığı bölgelerin idari sistemlerinin meseleleri, toplumun sorunlu ve eksik noktaları, yanlış din anlayışı gibi konularda, eleştirel bir üslupla şiirler yazmıştır.
  • Gazellerinde lirik bir söyleyiş tarzı ve rintçe bir eda vardır.

ŞEYHÜLİSLAM YAHYA / ZEKERİYAZADE YAHYA EFENDİ

  • Bâki’nin ölümünden sonra gazelde üstat sayılmıştır.
  • Gazelleri, zarif, şuh ve âşıkanedir.
  • Dili temiz, hayalleri incedir, lirizmde derindir.
  • His ve hayal âlemi zengin olan sanatçı, söz oyunlarına, şekil sanatlarına pek önem vermemiştir.
  • Divan’ı vardır.

17.YÜZYIL

NEF’Î

  • En büyük hiciv ustasıdır. Hicivlerinden dolayı Sadrazam Bayram Paşa’nın emriyle öldürülmüştür.
  • İlk mahlası “Darrî” (zarara mensup) iken, sonradan Nef’î (fayda ve menfaate mensup) mahlasını kullanmıştır.
  • Divan şiirinde kaside alanında üstat kabul edilmiştir.
  • Övgü ve yergilerinde sınır tanımamıştır. Kendini İran şairlerinden üstün görmüştür.
  • Gazellerinde sağlam bir dil ve ifade gücü vardır. Güzel tasvir ve hayallere yer vermiştir.
  • En üst makamdakiler bile onun hicivlerinden kurtulamamış, bu durum, onun ölümüne neden olmuştur.
  • Şiirlerinde çokça Farsça kelime ve deyim kullanmıştır. Dili ağır fakat akıcıdır.
  • Şiir diline yeni bir ahenk ve musiki kazandırmıştır.
  • Şiirlerinde zengin bir musiki, düşünce ve bilgiyle yoğrulmuş sanatlı bir ifade vardır.
  • Ünlü “Bahariyye”sini ise Bakî’ye nazire olarak yazmıştır.

NEF’Î’NİN ESERLERİ:

Farsça Divan, Türkçe Divan, Siham-ı Kaza, Tuhfetü’l Uşşak

NABİ

  • 17. yüzyılın Nef’î’den sonra en büyük şairidir.
  •  “Na ve bi” Farsça ve Arapçada ‘yok’ manasına gelmektedir.
  • Nâbi, Osmanlı’nın duraklama devrinde, yönetim ve toplumdaki yozlaşma ve bozukluklara şahit olmuştur.
  • “Şeyh-üş-şuara” unvanıyla anılmaktadır.
  • Eserlerinde düşünceye önem vermiştir. Şiirlerinde heyecan ve duygu fazlaca yer almaz. Edebiyatımıza “düşünce şiiri” çığırı açmıştır.
  • Hikmet ve atasözlerine dayalı “hikemi şiir”in kurucusudur.
  • Çağının haksızlıklarını, huzursuzluklarını edebiyat ve sanattan taviz vermeden işlemiştir. Şiirlerinde toplumdaki düzensizlikleri, kişiyi kötülüklere götüren yönleri göstermeye çalışmıştır.
  • Hayriye, Hayrabat adlı iki didaktik mesnevisi, Tuhfetü’l-Haremeyn (mensur gezi kitabı)  adlı kitabı ve Farsça bir divançesi vardır.

18. YÜZYIL

ŞEYH GALİP

  • Divan edebiyatının son büyük şairidir.
  • İlk şiirlerinde Esad, sonraki şiirlerinde Galip mahlasını kullanmıştır.
  • 24 yaşında Divan’ını, 26 yaşındayken de “Hüsn ü Aşk” adlı Türk Edebiyatı’nda mesnevi türünün en başarılı örneklerinden biri sayılan eşsiz eseri yazmıştır.
  • Tasavvufun mazmunlarını, çağrışımlarını ve fikir hazinesini eserlerinde kullanmıştır.
  • “Sebk-i Hindi” akımının etkisinde kalmış ve bu tarzı, şiirlerinde başarıyla uygulamıştır.
  • Kapalı, rahatça anlaşılmayan şiirler söylemiştir. Söz sanatları ile yüklü, ağır bir dili vardır.Eserlerine yoğun bir hayal gücü yansımıştır.
  • Hece ölçüsüyle de şiirler yazmıştır.
  • Saf Türkçeyle yazdığı bir şiiri ve sade dille yazdığı şarkıları da vardır.

SÜMBÜLZADE VEHBİ

  • Kasidelerinde Nefî’yi, gazellerinde Bâkî ve Nâbî’yi taklit eden şair, daha çok mesnevileriyle tanınmıştır.
  • Kolay söyleyen, sağlam ve kuvvetli bir dili vardır.
  • Anlam ve şekil sanatlarına çok fazla yer veren sanatçı, duygu ve heyecanları ve fikirleri bakımından büyük bir şair değildir.
  • Çeşme vs. gibi şeyler için de şiirler yazmış, tarih düşürme konusunda başarılı örnekler vermiştir.
  • Vehbî şiirde geçmiş divan şairlerini aşamamakla beraber belli bir seviyeyi korumayı başarabilmiştir.

NEDİM

  • Türk edebiyatında “şarkı” denince akla gelen ilk şairdir.
  • Lale Devri’ne tanık olmuştur. “Lale Devri şairi” olarak bilinir.
  • 1730’daki Patrona Halil İsyanı sırasında damdan kaçarken düşüp ölmüştür.
  • Düşüncesi yaşamak ve sevmek üzerine kuruluydu.
  • Yeni ve yerli bir edebiyat çığırı açtı.
  • Dış dünyada gördüklerini, gözlemlediklerini izlenimleriyle birleştirerek bir bakıma resimleştirdi.
  • Şiirlerinde bazı kuralların dışına çıkarak şiire yenilikler getirmiştir. Divan şiirine renk ve canlılık getirdi.
  • Divan şiirine yenilik getirmiş, bu şiirin soyut dünyasından çıkarak dış dünyayı ve duyguları, gerçek yönleriyle vermeye çalışmıştır.
  • Hece vezniyle şiir yazan ilk Divan şairinin Nedim olduğu söylenir.
  • Dili yalın, ahenkli ve akıcıdır. Halk zevkinin inceliklerine dikkat etmiş, halk deyimlerini ve söyleyişlerini şiirlerinde kullanmıştır. İstanbul Türkçesi onunla büyük ölçüde şiir dili hâline gelmiştir.
  • Şiirlerinde maddi ve beşeri bir aşkı, şen şakrak ve çarpıcı bir şekilde dile getirmiştir.Dini konulara yer vermemiştir.
  • Yaşamı hep neşeli yanlarıyla gören sanatçı, şiirlerinde hüzün ve kedere yer vermemiştir.
  • Şarkı türünün gelişip yaygınlaşmasında büyük rol oynamış, “şarkı şairi” olarak anılmıştır.
  • Kasidelerinde İstanbul’un tabiat güzelliklerini, İstanbul yaşamını ve aşk duygularını tasvir ve ifade etmiştir.
  • Farsça şiirleri de olan şairin hece vezniyle bir de türküsü vardır.
  • Mahallileşme akımının (Yerlileşme) önemli temsilcilerindendir.

19.YÜZYIL

KEÇECİZADE İZZET MOLLA

  • Nüktedan, zeki ve hoşsohbet bir zat olup, Mevlevi tarikatına mensuptu. Mevlevi olması dolayısıyla Mevlana’dan sık sık bahseder.
  • Tanzimat öncesi Divan Edebiyatının son temsilcilerindendir.
  • Kafiye ve mazmunları orijinal olması bakımından zamanındakilerden ayrılır. Savunduğu fikirleri zengin hayalleri arkasında saklamasını bilir.
  • Klasik edebiyattan yeni dönem Türk edebiyatına (Tanzimat dönemi Türk edebiyatı) geçişte bir köprü vazifesi görmüştür.
  • Yaşanan hayattan, hatta kendi hayatından esere aktardığı olayları; sade bir dille anlatmış, günlük konuşma ve halk söyleyişlerine de yer vererek anlatımı sürekli canlı tutmayı başarmıştır.
  • Nazireci bir şairdir.
  • Nükteli bir anlatımı vardır.Şiirlerinin çoğunda mizahlı, alaycı bir ton göze çarpar.
  • En kötü şartlarda bile, onu, büyük bir tevekkül içinde ve çevresindeki felaketleri komikleştirerek sevmeye çalışan bir çocuk kayıtsızlığında buluruz.
  • Eserlerine toplumcu öğütler de katmıştır.
  • Mahallilileşme ve millileşmenin dönemindeki en iyi temsilcilerinden olmuştur.

YENİŞEHİRLİ AVNÎ / HÜSEYİN AVNİ BEY

  • Türk edebiyatının Batı tesirine girdiği sıralarda eski tarzı devam ettiren son divan şairlerindendir.
  • Divanını Türkçe yazmıştır.
  • Rahat ve kolay bir söyleyişe sahipti.
  • Şiirlerinde tasavvuf düşüncesi, bilhassa vahdet-i vücûd görüşü hâkimdir.Tasavvuf deyimleri onda şiirin iç ve dış ahengini sağlayan estetik unsurlar halindedir.
  • Na’tlarında ve Hz. Ali ile Mevlânâ’yı övdüğü kasidelerinde o büyük kaside üstadına yetişen tek şair olduğunu, hatta zaman zaman onu aştığını söylemek mübalağa sayılmaz.
  • Gazellerinin birçoğu fikrî derinlik bakımından Galib’i, hikmetli sözler ihtiva etmesi yönünden Nâbi’yi, lirik oluşuyla Fuzûlî’yi andırır.

ENDERUNLU VÂSIF

  • Yaşadığı dönemde şarkılarıyla beğenildi.
  • Eserlerinde Nedim’in etkisi görülür.
  • Sade bir dil kullandı, günlük hayatla ilgili şiirler yazdı, üslubu içten ve doğaldır.
  • Şiirlerinin büyük bir kısmı tehzil yani alay ve taklit özelliği gösterir.
  • Şiirinde döneminin orta sınıf insanının duygu, düşünce ve yaşayışları bulunur.Enderûnlu Vâsıf için, divan şiirine halkı, sokağı katmak isteyen şair denebilir.
  • Vâsıf eski şiirin kurallarına, eski kültürün estetik değerlerine fazla sadık kalmaksızın hatta kuralları umursamadan yazmıştır.
  • Mahallileşme akımının bu yüzyıldaki en önemli temsilcisidir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir