BİYOGRAFİ

Edebiyat, sanat, siyaset, ticaret vb. alanlarda haklı bir üne kavuşmuş, tanınmış insanların hayatlarını, eserlerini, başarılarını okuyucuya duyurmak amacıyla yalın bir dille, bilgi, belge ve tanıklara dayanılarak, tarafsız bir görüşle yazılan inceleme yazılarına hayat hikâyesi yani biyografi denir.

                ÖZELLİKLERİ

1.   Yaşamı yazılan kişinin kendisi tarafından değil, onunla ilgili araştırma yapan, bilgi ve belgelere ulaşan veya onun yaşamına yakından tanıklık etmiş kişiler tarafından kaleme alınır.

2.   Diğer öğretici metinlerde olduğu gibi biyografilerde de anlatıcı kurmaca bir kişi değil, yazarın kendisidir.

3.   Tarafsız ve gerçekçi olunmalıdır.

4.   Bilgi belge, tanık ve kanıtlara dayandırılmalıdır.

5.   Kronolojik sıra izlenebilir.

6.   Kişiyi tüm yönleriyle tanıtır. Kişinin önemi, değeri, benzerlerinden farkı belirlenmelidir.

7.   Öznel bir tutum izlenmemeli, kişinin yaşamı aşırı yerme ve övmelerden uzak tutulmalıdır.

8.   Açık, sade bir dil kullanılır.

9.   Divan edebiyatında şairleri anlatan bu eserlere, “tezkire”  veya “tercüme-i hâl” denirdi.

10.          Türün ünlüleri; Mithat Cemal Kuntay, Şevket Süreyya Aydemir.

*Ünlü bir kişinin hayat hikâyesini yazacak kimse, geniş bir araştırma yapar. Şayet kişi sağ ise ona hayatıyla, çalışmalarıyla, eserleriyle ilgili sorular sorar ve aldığı cevapları not eder (veya kaydeder.); bunlardan yazısında yararlanır. Kişi hayatta değilse, onun hayatını (varsa belgeleriyle birlikte) etraflıca araştırır. Nasıl ünlü olduğunu, nasıl başarılı olduğunu; (varsa) eserlerini dikkatlice inceler. Bütün bu veriler ışığında kronolojik olarak veya kendine özgü bir üslûpla hayat hikâyesini yazar.

*Çoğu zaman bunlarda, sanatçı kendisiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden, aile içi durumlardan da söz eder.

TARİHÇESİ

Eski Yunan edebiyatında Plutarkhos’un “Hayatlar” adlı eseri biyografi türünün Batı’daki ilk örneğidir. Ancak biyografi türü Batı’da 16.yy.dan sonra yaygınlaşmaya başlamıştır. İngiliz edebiyatında William Roper’in “ Sir Thomas More’un Hayatı” ve James Boswell’in “Samuel Johnson’un Hayatı”, Avusturya edebiyatından Stefan Zweig’ın “Üç Büyük Usta”dünya edebiyatının tanınmış biyografilerindendir.

 Edebiyatımızda ilk tezkire Ali Şir Nevai’nin 16. yy.da oluşturduğu “Mecalis’ün-Nefais” adlı eseridir. Divan edebiyatında tezkireler her ne kadar biyografi gibi görünse de Batılı anlamda biyografi edebiyatımıza Tanzimat Dönemi’nde girmiştir. Tanzimat Dönemi’nde Beşir Fuat’ın “Victor Hugo”, Namık Kemal’in “Evrak-ı Perişan”, Recaizade Mahmut Ekrem’in “Kudemadan Birkaç Şair”, Muallim Naci’nin “Osmanlı Şairleri”; Servetifünun Dönemi’nde Süleyman Nazif’in “Mehmet Âkif” adlı eseri biyografi türünde öne çıkar. Cumhuriyet Dönemi’nde İlhan Geçer’in “Cahit Sıtkı Tarancı”, Mithat Cemal Kuntay’ın “Namık Kemal”, Ahmet Rasim’in “İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi”, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Atatürk”, Beşir Ayvazoğlu’nun “Yahya Kemal”, İhsan Işık’ın “Türkiye Ünlüleri Ansiklopedisi” adlı eserleri bu türün tanınmış örneklerindendir.

BİYOGRAFİ TÜRLERİ

Bir kişinin hayatını ayrıntılı olarak veren kişisel biyografi kitapları olduğu gibi, birden çok kişinin hayat hikâyelerini bir araya getiren genel biyografi eserleri de vardır. Örneğin antolojilerde, ansiklopedilerde, yıllıklarda birden çok kişinin biyografileri çok kısa olarak ana hatlarıyla verilir. Bu eserlerde ya da yazarın kitabının arka kapağında veya iç sayfasında yer alan biyografiler genellikle kısadır. Ayrıntıları atılmış daha çok doğum ölüm tarihleri, doğum yerleri, bitirdikleri okullar, çalıştıkları işler, yazdıkları eserler ve önemli başarıları anılmakla yetinilir.

Her döneme, her mesleğe ve her millete ait kişilerin biyografilerini veren eserlere evrensel biyografi, bir millete ait kişilerin biyografilerini verenlere ulusal biyografi, bir bölgeye mensup kişilerin biyografilerinin toplandığı eserlere bölgesel biyografi, belli bir mesleğe mensup kişilerin yer aldığı eserlere meslekî biyografi, belli bir dönemde yaşayanların hayat hikâyelerinin verildiği eserlere de dönem biyografisi denir.  Dönem biyografisine çağdaş insanların yer aldığı Who’s Who? (Kim Kimdir?) adlı eseri gösterebiliriz.

                Biyografiler yazım tekniğine göre de farklılıklar arz etmektedir. Bunları kısaca şöyle sınıflandırabiliriz:

a) Bilimsel biyografi: Biyografik bilgileri kronolojik bir sıra içerisinde, alt başlıklar halinde, onun dönemi içindeki konumunu, getirdiği yenilikleri, gösterdiği başarıları, eserlerini, eserlerinin değişik özelliklerini eleştirel bir tutumla, belgelere, araştırma ve incelemelere dayalı olarak veren çalışmalara bilimsel biyografi ya da biyografik monografi denir. Bu tür eserlerde kişinin doğumu, yetişmesi, öğrenimi, çalışma hayatı, türlerine göre eserleri, eserlerinin önemi, şekil ve muhteva özellikleri, başarıları, ödülleri ve başka özellikleri bölümler halinde verilir. Bilimsel biyografi türüne şu örnekler verilebilir: Mehmet Kaplan, Tevfik Fikret Devir-Şahsiyet-Eser (1971); İsmail Parlatır,

b) Biyografik roman: Ünlü kişilerin hayatlarını konu alan, bunları roman tarzında işleyen edebî yazılara biyografik roman denir.

Roman, hikâye gibi tahkiye kurgusu içerisinde, olay anlatımı üslûbuyla kişiyi bir roman kahramanı gibi olayların içindeki konumlarıyla sunan eserlere de edebî biyografi ya da biyografik roman denir. Biyografik romanlarda kişinin ruhsal ve fiziksel özellikleri, davranışları, duyguları, düşünceleri, tepkileri, tavır alışları, giyinişi gibi pek çok değişik özellikleri ayrıntılı olarak verilip bir anlamda onun portresi çizilir. Hayatı içerisinde canlı, yaşayan bir kişilik olarak sergilenir. Buna örnek olarak M. Emin Erişirgil’in Mehmet Akif /İslâmcı Bir Şairin Romanı (1956); Tahir Alangu’nun “Ömer Seyfettin “(1968) adlı eserleri verilebilir. Ayrıca Oğuz Atay’ın “Bir Bilim Adamının Romanı” (1975) adlı romanı da bu türün en iyi örneklerindendir. Yazar bu romanında hocası Mustafa İnan’ı merkez alarak bir dönemin idealist neslinin hayatını yansıtmıştır.

                Günümüzde Osman Balcıgil biyografik roman alanında oldukça güzel eserler vermektedir. Sabahattin Ali’yi anlattığı “Yeşil Mürekkep”, Afife Jale’yi anlattığı “Nefesi Tutku Olan Kadın Afife Jale”, Nazım Hikmet’in annesi ve ilk kadın ressamlarımızdan olan Celile’yi anlatan “Ela Gözlü Pars Celile” kitapları biyografik romanların en güzel örneklerindendir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir