ANLATIM BOZUKLUKLARI

  1. SÖZCÜK DÜZEYİNDE ANLATIM BOZUKLUKLARI (ANLAMLA İLGİLİ BOZUKLUKLAR)
  • ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZCÜK KULLANIMI

Bu tür bozukluklarda bir cümlede ya zıt anlamlı sözcükler veya birbiriyle çelişen kavramlar bir arada kullanılır.

Seninle aşağı yukarı tam on yıldır tanışıyoruz.

Bu konuyu akşam ayrıntılı olarak yüzeysel bir biçimde tekrarlayınız.

  • YANLIŞ YERDE KULLANILAN SÖZCÜKLER (SÖZDİZİMİ YANLIŞLIKLARI)

Bu tarz yanlışlıklarda sözcüğün yanlış yerde kullanılmasından dolayı farklı anlamlar çıkabilir.

Yürürken yazdığı kartı tekrar okudu. (yürürken yazdı mı, okudu mu?  )

Her Allah’ın günü bana bunu yapıyorsun.

Uykusuz yola çıkmayın.

  • YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN SÖZCÜKLER

Bazı sözcükler birbirine benzese de aynı anlama gelmez ve biz bazen bunları karıştırırız. Bazen de sözcükleri yanlış anlamda kullanırız.

Yazar öğretim hayatı boyunca dergilere öyküler yazdı. (öğrenim)

Anahtarınızı güvenilir bir yere bırakın. (güvenli)

Bu iş için verilen parayı küçümsemeyin. (azımsamayın)

  • GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANIMI

Duru bir anlatımda fazla sözcüklere yer yoktur. Bir cümlede bir sözcüğü cümleden çıkardığımızda cümlenin anlamı bozulmuyorsa o sözcük gereksizdir.

Benim talihim, bahtım neden hep kapalı.

Halen yürürlükte olan kanunlar geçerli.

  • GEREKSİZ YARDIMCI EYLEM KULLANIMI

  Aslında gereksiz sözcük kullanımı maddesinde de yer alabilir. Tek sözcükle ifade edebileceğimiz eylemleri,  bir yardımcı fiil ile kullanırsak oradaki yardımcı fiil gereksiz olur.

Koronanın biteceğini umut ediyorum. (umuyorum)

Okulumuzun düzenlemiş olduğu mezuniyet törenine hoş geldiniz. (düzenlediği)

  • DEYİM YANLIŞLIKLARI

Deyimler kalıplaşmış söz gruplarıdır. Bu gruplardaki sözcüklerin yeri değiştirilemez veya eş anlamlıları kullanılamaz. Ayrıca duruma uygun olan deyim kullanılmak zorundadır. Bu şekilde kullanılan deyimler anlatım bozukluğuna sebep olur.

Seni okutalım diye her şeye göz yumduk. (Her şeyi göze aldık)

Bu böyle olmaz, aklını kafana topla. (Aklını başına topla)

  • MANTIK YANLIŞLIĞI VE ANLAM BELİRSİZLİĞİ

Gerek sıralama, gerek yanlış sözcük kullanımı olsun bazen söylenenler çok mantıksız olabilir veya söylenenler tam olarak anlaşılmayıp birden fazla anlama da gelebilir. Bu da anlatımda bozukluğa sebep olabilir. Bu tür sorular bazen, zamir eksikliği olarak da karşımıza çıkabilir.

Kardeşini hiçbir zaman onaylamadı. (kimin kardeşi?)

Çocuğu olmayan anneye herkes acıyordu.

Kravatını takıp gömleğini giydi.

  1. DİLBİLGİSİ YANLIŞLIKLARI (BAĞLAŞIKLIKLA İLGİLİ YANLIŞLIKLAR)
  • ÖZNE- YÜKLEM UYUMSUZLUKLARI

Bu uyum birkaç şekilde olur.

  1. Eğer özne çoğulsa yüklem de çoğul; özne tekilse yüklem de tekil olur. Özne kaçıncı kişiyse yüklem de o kişiye göre çekimlenir.

Ali, ben ve Ayşe sinemaya gittiler. (gittik)

Annen, kardeşin ve sen çok tatlı insansın. (insanlarsınız.)

  1. Eğer yüklem insan dışı bir varlıksa ve çoğulsa yüklem tekil olmak zorundadır.

 Gözlerim kararıyorlar. (kararıyor)

 Kuşlar uçuyorlar. (uçuyor)

UYARI: Eğer kişileştirme söz konusuysa yüklem çoğul olabilir.

     Bulutlar ağlıyorlar.

  1. Öznenin zamir olduğu durumlarda yüklem eğer olumsuzsa öznedeki zamir de olumsuz olmak zorundadır. Olmaması durumunda özne eksikliği de sayılabilir.

Herkes seni sevmek zorunda değil. (kimse veya hiç kimse)

Kimse tatil yapmıyor, çalışıyordu. (hepsi çalışıyordu)

  1. Özne belgisiz zamir ve çoğulsa yüklem tekil olmak zorundadır.

Bazıları bu yemekleri yemezler. (yemez)

Birçoğu bu okulu tercih ettiler. (etti)

  1. Öznede birden çok olan bir sayı varsa yüklem tekil olma zorundadır.

Yedi kişi bu işi bitiremediler. (bitiremedi)

  1. Öznede sayı sıfatı varsa tamlanan çoğul eki almaz. Bunun sadece birkaç istisnası vardır. Bunlar da şunlardır: üç silahşorler, kırk haramiler, yedi cüceler.

 Altı işçiler evi boyadı. (işçi)

  • ÖZNE EKSİKLİĞİ

Özellikle sıralı veya bağlı cümlelerde öge eksiklikleri yaşanabilir. Çünkü böyle cümlelerde ortak ögeler kullanılabilir. İşte ortak ögenin kullanılmaması gerektiği durumlarda bir ögeyi eksik kullanmak anlatım bozukluklarına sebep olur.

Herkes bu olay karşısında tepkisiz kaldı, sesini çıkarmadı.

Hiçbiri bu kitabı okumamış, yanlış değerlendirmelerde bulunmuştu.

Yazarın çevirilerinde hatalar var, sinema diline de uygun değil.

  • YÜKLEM EKSİKLİĞİ

İkinci bir yüklem kullanılması gerekirken kullanılmaması bozukluğuna sebep olabilir.

O bana dert, ben ona mutluluk verdim.

Şu pirinçten üç kilo, şundan ise hiç almayalım.

Vapur yolculuğunu çok, uçak yolculuğunu hiç sevmem.

  • NESNE EKSİKLİĞİ

Cümlede eylemden etkilenen sözcük nesnedir. İsmin belirtme hal ekini (-i) alarak belirtili nesne de olabilir. Yükleme ne,kim,neyi,kimi sorularına cevap verilerek bulunur.

Sıralı veya bağlı cümlelerde nesnenin kullanılmaması ya anlam belirsizliğine ya da anlamsızlığa sebep olabilir.

Çocuğa kitap okuyor, aydınlatıyordu. (kimi aydınlatıyordu?)

Orhan Veli’nin şiirlerine önem veriyor, sürekli okuyordu. (neyi okuyordu?)

Herkesin konuşmasını sık sık keserek rahatsız ediyordu. (Kimi rahatsız ediyordu? Konuşmasını mı herkesi mi?)

  • DOLAYLI TÜMLEÇ EKSİKLİĞİ

            Cümlede bulunma, yönelme, ayrılma anlamları veren söz veya sözcük grupları dolaylı tümleçtir.

Yükleme «neye,kime,nereye,neyde,kimde, nerede, neyden,kimden,nereden» gibi sorular sorularak bulunur.

            Yine sıralı veya bağlı cümlelerde bunların olmaması veya eksik olması bozukluğa neden olabilir.

Onun beni üzdüğünü, yük olduğunu asla söyleyemem.

O, vatanını çok severdi, bütün benliğiyle bağlandı.

Antakya’nın havası insanı zinde tutuyor ve yaşama sevinci veriyor.

Hem severdik okulu, hem kaçardık.

  • ZARF TÜMLECİ EKSİKLİĞİ

       Zarf tümleci yüklemi zaman, yer, durum, sebep, miktar açısından  niteleyen sözcük veya sözcük gruplarıdır. Yükleme neden, ne zaman, ne kadar, nereye gibi sorular sorularak bulunur.

       Bu ifadelerin olmaması veya yanlış olması anlatım bozukluğuna sebep olabilir.

Hastanın odasına girmek, konuşmak yasaktı.

Artık düşmanlarını tanıyor, ancak nasıl mücadele edeceğini bilmiyordu.

  • TAMLAMA YANLIŞLIKLARI

En az iki sözcüğün bir araya gelerek oluşturduğu gruba tamlama diyoruz. Tamlama yanlışlıkları birkaç farklı şekilde yapılabiliyor:

Bazen isim tamlamalarında tamlayan eki eksik söylenebilir. Böylece anlatım bozukluğu olur. Bazı sorularda bu durum tamlayan eki eksikliği olarak da karşımıza çıkar.

Prens, topu topu iki kadeh şampanya içmiş olmasına rağmen neşesi yerindeydi. (prens-in)

Çocuk, arkamızdan ağlayarak kapıya kadar gelmesi hepimizi üzmüştü. (çocuk-un)

Bazı tamlamalarda tamlanan, tamlayan veya çokluk ekleri fazla veya yanlış yazılmış olabilir. Bu da bazı sorularda «gereksiz ek kullanımı» başlığıyla da karşımıza çıkar.

Öğretmenin, baş ağrıları tuttukça aspirin içerdi. (öğretmen)

Seyircilerden tümü hakemin kararını protesto etti. (seyircilerin)

Bugün biraz işlerim var. (işim)

          İsim tamlamasında tamlayanın zamir olduğu durumlarda tamlayan düşebilir. Yani «benim okulum» demek yerine «okulum» demek yeterli olabilir.

İşte bu durumda bazen zamiri düşürmek anlam belirsizliğine sebep olabilir. Bu, bazı sorularda  «zamir eksikliği» veya «anlam belirsizliği» şeklinde de karşımıza çıkar.

Görüşlerini herkese anlattı. (kimin görüşleri? Senin? Onun? Kendisinin?)

Bazen zamandan kazanmak için tamlamaları birleştirmek isteyebiliriz. Bağlaç veya virgül kullanarak tamlamaları kısa yoldan ifade ederiz. Bu gibi durumlarda tamlanan eksik kalabilir veya yanlış olabilir.

Ne senin ne de benim zamanımı harcama. (senin zamanını)

Doğum gününde börek ve elma suyu dağıttık. (börek suyu????)

Fen, Anadolu ve askeri liselere giriş sınavı yapıldı. (fen liseler? Anadolu liseler? )

  • FİİLİMSİ EKSİKLİĞİ

 Fiilimsiler kök itibariyle fiil olup aldığı özel eklerle isim, sıfat veya zarf şeklinde kullanılan özel sözcüklerdir. Bunların kullanılmaması eksikliğe sebep olabilir. Bu durum da genelde yine bağlaç veya virgül kullandığımız zamanlarda yaşanabilir.

Boş zamanlarında en çok hoşuma giden şey resim ve bahçe sulamaktır. (resim sulamak????)

Not ortalaması ellinin üstünde ve zayıf olmayan öğrenciler sınava girebiliyor. (ellinin üstünde olmayan??? Nasıl yani?? )

  • ÇATI UYUŞMAZLIĞI

Eylemi yapan kişinin belli olduğu fiiller etken, belli olmadığı fiiller ise edilgendir. Bir cümlede bütün fiiller veya fiilimsiler aynı olmalıdır. Yani biri etkense diğerleri etken, biri edilgense diğerleri de edilgen olmalıdır.

Aynı acıyı tekrar yaşandı. (yaşadı)

Sınıftaki öğrenciler toplanıp müdüre gidildi. (gitti)

Kitaplar taranıp imla hatalarını düzelttik. (tarayıp)

  • SÖZCÜĞÜN YAPISINDAN KAYNAKLI BOZUKLUKLAR (Gereksiz Ek Kullanımı)

•Bu eşsiz beldede ömür boyu yaşayabilinir.

•Çocuğun saçı kıvırcıksızdı.

•Adam konuşmasını, dinlemesini bilmiyor.

•Bilgisini geliştirebilmemiş insandan hayır yok.

•Enflasyon her şeyi pahalılatıyor.

•Yabancı sözcükler dilimizi çirkinletiyorlar.

  • EK EYLEM EKSİKLİĞİ

Ek eylem iki görevde kullanılır.

Birincisi ismi yüklem yapmaktır.» Yani sınıfın en çalışkanı Ayşe’ydi.» bu cümlede yüklem «Ayşe»dir. Ayşe, bir isimdir fakat bu cümlede «idi» alarak yargı bildirir.

            İkincisi ise basit zamanlı bir fiili birleşik zamanlı yapmaktır. Yani «geliyor» fiilini şimdiki zamandan «geliyordu» şekline getirerek şimdiki zamanın hikâyesini yapar.

Ek eylemin kullanılmaması anlatım bozukluğuna sebep olur.

O çok saygılı ama çalışkan değildi.

Çorba çok lezzetli ancak sıcak değildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir